Şehrin İkinci Yüzü!

         Hyundai, 2008 yılında marka isimlerindeki değişiklik kararıyla birçok modelin ismini değiştirmişti ve yeni modellerin de üretimine başlamıştı. İşte bu modellerden bir tanesi olan i20 modeli bir önceki nesli olan Getz'in yerine üretilmeye başlandı. i20 modeli, Getz modelinin yerine gelerek Hyundai'in bu sınıfta artık daha iddialı bir model üreteceğinin sinyallerini vermişti. Hyundai hem isim değişikliği hemde model değişikliği ile bu yıllarda epeyce kendinden bahsettirmişti. 



      Yenilenen model ise bir önceki nesline oranla artan boyutları ve modern tasarım anlayışı ile Hyundai'ın bundan sonraki başarıları için bir öngörü oluşturdu. Piyasaya sürüldüğü dönemde rakipleri ise henüz makyajlanma ya da yenilenme sürecine girmemiş olmaması i20 için büyük bir koz olmuştu. Bir süre sonra i20 Troy ibaresiyle artık Türkiye'de üretildiğini vurgulayan model uzantısıyla satılmaya başlamıştı. Artık yıl 2012 ye geldiğinde ise i20 yenilenerek güncel formuna kavuştu. Model artık tasarım anlamında rakiplerinin yakaladığı tasarım anlayışına yaklaştı. Yeni i20 modelinin üretimi ile birlikte hem motor seçeneklerinde hemde donanım seviyelerinde belirgin farklılıklar olduğunu söylemeliyim. Araç bir önceki nesline oranla daha da sert hatlı tasarım anlayışı ile dizayn edilmiş ve bu haliyle daha modern duruyor. Aracın boyutlarında ise sadece uzatılma yoluna gidilmiş ve uzunluğu 55 mm daha uzatılmış. Aracın sınıfındaki rakipleri ise i20 den; Dacia Sandero'dan 62 mm daha kısa, Fiat Punto'dan 70 mm daha kısa, Ford Fiesta'dan 26 mm daha uzun,  Peugeot 208'den 33 mm daha uzun, Renault Clio'dan 67 mm daha kısa, ve son olarak Volkswagen Polo'dan 25 mm daha uzun bir otomobil haline gelmiş. Test aracımın motor kaputunun altında ise 1.2 85 PS 5 ileri manuel ve benzinli bir motora sahipti ve üzerinde ise Sense donanımı bulunuyordu. Aracın yol tutuş performansı sınıf standartlarında ve test aracımda ESP ve diğer yardımcı yol tutuşu etkileyen güvenlik özelliklerinin bulunmamasının da etkisi hissedilir derecede olduğunu söylemeliyim. Aracın fren performansı ise sınıf standartlarına oranla iyi bir derecede olduğunu söylemek gerek. Yaptığım ani frenlemede ilk anda bir miktar kayma gözlemledim ancak bu tehlike yaratacak bir biçimde değil. Aracın motor performansı da bu araca yetecek kadar güce sahip olduğunu söyleyebilirim. Fabrika verilerine göre araç ortalama 5.0 litre yakıt tüketmesine karşın bu değer performanslı kullanım ve yol şartlarına bağlı olarak 6.5-6.6 litre civarlarına yükselebiliyor.


Araç ağabeyi olan i30 modelinden esintiler taşıyor. Ön kısımda belirgin değişiklikler görülürken arka kısım aynı kalmış.



























Aracın tasarımından bahsetmek gerekirsek; aracın genel olarak tasarımı rakiplerine daha da yakın hale getirilmiş ve sadece makyajlanma sürecine girerek güncel haline kavuştu. Aracın tasarımında i30 modelinden bazı kısımlarında esintilerin olduğu gözden kaçmıyor. Ancak genel anlamda çok belirgin bir benzerlik söz konusu olmadığını belirtmeliyim. Hyundai bu modelde yakın bir dönemde arka kısmınada bir makyajlama sürecine girerse araç biraz daha çekici kılınabileceği görüşündeyim. Ön tasarımda araç sert karakterli tasarlanmış far yapısına sahip ve gece karanlığını algılayıp otomatik olarak devreye giren bir sisteme de sahip bir otomobil haline gelmiş. Aracın altıgen ön ızgarası da diğer modellerden tanıdık ve yine krom kaplamalı çıta en üst donanım seviyesiyle alınabiliyor. Araçta bulunan sis farları ise bu sert karakterli far yapısıyla uyumlu dizayn edilmiş ve burada led far teknolojisine sahip gündüz sürüş farlarına da yer verilmiş. Aracın iç mekan tasarımını ele alalım; aracın iç tasarımı da bir önceki nesline oranla çok belirgin farklılıkları bulunmuyor. İç mekanda kullanılan çoğu parça bir önceki nesliyle aynı ve kullanılan plastiğin kalitesi de sınıfı standartları içerisinde olduğunu söylemeliyim. Burada en belirgin özellik ise navigasyon özellikli 5" büyüklüğünde  multimedya ekranın konumlandırılmış olması. Bu ekran da bir çok özelliği bulmak mümkün ve bu ekranı Sense donanımından itibaren alabiliyorsunuz. Gösterge tablosu da aynı kalmış burada da herhangi bir değişim söz konusu değil. Genel olarak iç tasarım konusunda bir önceki nesle bağlı kalınmış.    



























Aracın ön kısmında yeterli derecede genişlik mevcut ancak arka kısımda çok da geniş bir yaşam alanı sunulmuyor. Bu durum aracın bulunduğu sınıfa göre normal olarak karşılanabilir. Ön kısımda konfor odaklı sunulan kol dayama ancak üst donanım seviyelerinde alınabiliyor. Arka kısımda ise koltukların konfor seviyesi iyi sayılabilir bir derecede olduğunu söylemek gerek. Aracın arka camı geri görüş açısını biraz etkiliyor ve daha üst donanım seviyelerinde geri görüş kamerasına sahip dikiz aynasıyla birlikte geri görüş sorunu çözülebiliyor. Aracın arka tasarımı ise eski i20 versiyonu ile aynı kalmış ve burada herhangi bir değişiklik söz konusu değil. Aracın bagaj hacmi ise 295 litre olarak belirlenmiş ve bu değer bir önceki nesliyle aynı kalmış. Ancak bu bagaj hacmi ile i20 sınıfının ortalamalarında yer alıyor. Son olarak, Hyundai bu modeli yenileyerek kızışan B segmentinde var olma mücadelesinde hala faal olduğunu vurgulamak istemiş. Bir önceki nesline oranla daha da modernize bir görünüme kavuşan i20 artık rakiplerine bir adım daha yaklaştığını söylemeliyim. Aracın en önemli kozu ise başlangıç fiyatı 38.000 TL den başlıyor. Benim test aracım ise Sense donanımıyla 41.500 TL den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor. Otomobil, bu fiyatıyla tam bir fiyat/performans aracı olduğunu söylemeliyim. Başlangıç seviyesinde sunduğu standart donanım la bile birçok rakibinden önde diyebiliriz.

Yazar: Soner Ünlüer

Sponsor: Sönmezler Otomotiv

Otomobile ait tüm teknik veri ve donanımlara linke  tıklayarak ulaşabilirsiniz;
http://www.hyundai.com/tr/tr/Showroom/Cars/i20/PIP/index.html

Otomobile ait diğer fotolar; 
*Fotoların üzerine tıklayarak büyük bir biçimde görüntüleyebilirsiniz.